Ankara’nın önemli tarihi bölgelerinden biri olan Etiyokuşu, bölgede bulunan tarihi eserleri Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde saklanmasına karşın korunamadı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescili bulunmayan, Paleolitik, İlk Tunç Çağı, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar tespit edilen bölgenin üzerinde, şimdilerde bir AVM ve çeşitli donatı alanları bulunuyor. Bakanlık ise soruları “Elimizde bilgi ve belge yok” diyerek yanıtlıyor.
Ankara’nın tarihi üzerinde otomobiller dolaşıyor, büyük AVM’ler dikiliyor. Ankara’nın tarihi denildiğinde akıllara cumhuriyet tarihi gelse de, lüks AVM’lerin altında yatan tarih bundan çok daha eski. 1937 yılında Şevket Aziz Kansu aracılığıyla Türk Tarih Kurumu tarafından kazılmış ve raporlandırılmış olan Etiyokuşu, Ankara’nın 5 kilometre kadar kuzeydoğusunda, Keçiören Kalaba ve Altındağ Solfasol’ün arasında, Çubuk Barajı’na giden yolun kenarında ve Çubuksuyu’nun yakınında yer alıyor.
Karşılaştırmalı olarak kazı alanının bulunduğu bölgenin harita görünümü (1937-günümüz)
Bulunan idolleri Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde korunan Etiyokuşu’nun üzerine bir AVM, koca bir asfalt ve üstgeçit yapıldı. Hakkında araştırmalar yapılan, içerisinden çıkan eserlerin müzede sergilendiği bölgenin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescili bile yok. Ankara’nın önemli tarihi bölgelerinden olan Etiyokuşu, kentleşmenin etkisiyle tamamen yok oldu.
Kansu, “Etiyokuşu Hafriyatı Raporu” isimli kitabında, bölgeyi keşfettiği günü şu cümlelerle özetliyor:
“5 Nisan 1937’de Çubuk barajına gitmiştim. Şehre dönüyordum. Çubuksuyu’nun bir yerde yaptığı dirsek hizasındaki büyük kum ve çakıl tabakaları dikkatimi çekti. Yanımdakilere ertesi gün bu yere fakültedeki talebelerimle gideceğimi ve araştırmalar yapacağımı söyledim. Filhakika 6 Nisan 1937 de talebelerimi aldım. Aynı yere gittik. Graviyelerde çakmak taşı aramaya başladık. Elimize tek tük ve insan eliyle işlenmiş karakterler gösteren parçalara tesadüf ettik. Bunları topladık. Bu esnada talebelerimden bir kısmı bazı çanak çömlek parçalarını getirdiler. Bunları bu graviyelerin üstünü örten küllü toprak içinden çıkardıklarını söylediler. Hep beraber bunları gözden geçirdik. O vakit burada yalnız paleolitik piyeslerini değil, Bakır Çağı piyeslerini de aramak lazımgeldiğini gördük. Bu suretle Ankara’nın 5 kilometre şimalinde bir taraftan bakır çağına ait prehistorik bir köyle bu köyün dayandığı graviye içinde paleolitik aletler bulunan bir istasyon meydana çıkarılmış bulunuyordu.”
22.04.2026—00.05

