Hiç kendinizi paralel bir evrende rock yıldızı veya astronot olarak hayal ettiniz mi?
Birden fazla evren olabilir mi?
“Çoklu evren” fikri, birden fazla farklı evrenin var olabileceğini öne sürüyor ve hem bilim kurgu hayal gücünü hem de bilimsel tartışmaları besliyor. Bazı bilim insanları bu fikri ciddiye alırken, gerçek anlamda “çoklu evren” Hollywood filmlerindeki gibi olmayabilir.
İnce ayarlı bir evren
Evrenimiz, yaşamın var olabilmesi için oldukça hassas bir şekilde düzenlenmiş durumda.
ABD’deki Saint Joseph Üniversitesi’nden fizikçi ve Çoklu Evrenin Cazibesi kitabının yazarı Profesör Paul Halpern, “Örneğin, yerçekimi biraz daha zayıf olsaydı yıldızlar ve gezegenler oluşamazdı. Öte yandan çok güçlü olsaydı, evren erken çökerdi” diyor.
Doğanın yaklaşık 20 temel sabiti, fizik yasalarının işlemesi için kritik önemde. Peki, bu sabitler nereden geliyor? Bazıları ilahi bir yaratıcıya işaret ederken, bazıları da çoklu evren varlığıyla açıklıyor.
Eğer sonsuz sayıda evren varsa ve her birinde sabitler farklı kombinasyonlarda belirlenmişse, biz de yaşamı destekleyen, doğru evrende bulunmuş olabiliriz. Bu olguya “antropik ilke” deniyor.
Fizikçiler, bu evrenlerin nasıl oluştuğunu açıklamak için karmaşık matematiksel modeller öne sürüyor.
Çoklu dünyalar yorumu
Kuantum mekaniğinden çıkan bir diğer varsayım, çoklu dünyalar yorumudur. Elektron gibi parçacıkların pozisyonları, klasik anlamda sabit değildir; birden fazla olasılık söz konusudur. 1957’de Hugh Everett III tarafından öne sürülen bu yorum, her kuantum olasılığının kendi evreninde gerçekleştiğini savunur.
Halpern’e göre bir gözlem yaptığınızda bilinçli varlığınız ikiye ayrılır: biri gözlemlediği gerçekliği, diğeri ise diğer olasılıkları deneyimler. Ancak bu paralel gerçeklikler, filmlerde gördüğümüz heyecanlı alternatif hayatlar gibi değildir.
Bazıları çoklu evren fikrinin test edilemez olduğunu ileri sürüyor; başka bir evrene gidip kontrol edemeyiz. Ancak astrofizikçi Profesör Geraint Lewis, bunun imkansız olduğunu söylemek için yeterli verimiz olmadığını belirtiyor.
Sonsuz genişleme
Diğer bir çoklu evren fikri, evrenin ilk anlarına odaklanır. Evren, saniyenin çok kısa bir süresinde son derece hızlı bir şekilde genişledi. Bu genişleme durduğunda, enerji maddeye ve ışığa dönüştü; bu olaya Büyük Patlama deniyor.
1980’lerde bazı fizikçiler, bu genişlemenin her yerde aynı anda sona ermediğini öne sürdü. Genişlemenin durduğu her alan, kendi evrenini oluşturabilir ve bu evrenler birbirinden farklı olabilir. Bazılarında yerçekimi süper güçlü olabilirken, diğerlerinde çok zayıf olabilir. Lewis, çoğu evrenin ölü ve kısır kalacağını, ancak arada yaşanabilir birkaç yer bulunabileceğini söylüyor.
Çoklu evren savunucuları, bazı evrenlerin çarpışmış olabileceğini ve bu çarpışmaların izlerinin kozmik mikrodalga arka planda (CMB) görülebileceğini düşünüyor. CMB, evrenin ilk ışığının günümüze ulaşmış halidir. Bazı kozmologlar, örneğin “soğuk nokta” gibi bölgelerin, başka bir evrenin etkisi olabileceğini öne sürüyor.
Halpern, bilimde dolaylı kanıtların kabul edildiğini vurguluyor: Dünya’nın merkezinin demir ve nikelden oluştuğuna inanıyoruz ama oraya hiç inmedik.
Şimdilik çoklu evren fikri, daha iyi bir model bulunana kadar bir hipotez olarak duruyor. Lewis, bunun “neredeyse bir hipotez, sadece bir sürü fikir ve tahminden ibaret” olduğunu belirtiyor.
kaynakça görsel: https://www.cumhuriyet.com.tr/bilim-teknoloji/birden-fazla-evren-olabilir-mi-2485079
9.03.2026 13:00

