Araştırmalar, erkeklerin baba olmadan önce bile hormonal ve nörolojik değişimler yaşadığını gösteriyor. Uzmanlara göre babalık, yalnızca kültürel bir tercih değil, biyolojik olarak tetiklenen bir dönüşüm
Yeni bilimsel çalışmalar, babalığın erkekler üzerinde derin biyolojik etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Araştırmalara göre erkekler, çocukları doğmadan önce bile hormon düzeylerinde ve beyin yapılarında değişim yaşamaya başlıyor. Bu dönüşüm, babaların çocuk bakımına daha yatkın hale gelmesini sağlıyor.
BBC’ye konuşan Primatolog Sarah Blaffer Hrdy, erkeklerin de “en az anneler kadar koruyucu ve ilgili olabilecek biyolojik donanıma sahip” olduğunu savunuyor. Bu görüş, babalığın yalnızca toplumsal bir rol değil, evrimsel kökleri olan bir özellik olduğunu gösteriyor.
Testosteron düşüyor, bakım artıyor
Araştırmalar, baba olan erkeklerde testosteron seviyesinin belirgin biçimde düştüğünü ortaya koyuyor. Lee Gettlerliderliğinde Filipinler’de yapılan bir çalışmada, baba olan erkeklerin testosteron düzeylerinin çocuk sahibi olmayanlara göre daha düşük olduğu tespit edildi. Çocuk bakımına daha fazla zaman ayıran babalarda bu düşüş daha da belirgin.
Uzmanlara göre bu durum, erkek bedeninin rekabetten bakım rolüne geçişine işaret ediyor. Düşük testosteron seviyeleri, babaların bebek ağlamalarına daha duyarlı hale gelmesi ve daha fazla bakım vermesiyle ilişkilendiriliyor.
Değişim doğumdan önce başlıyor
James K Rilling tarafından yürütülen araştırmalar, hormonal değişimlerin doğumdan önce başladığını gösteriyor. Gebeliğin erken dönemlerinde baba adaylarında testosteron ve vazopressin hormonlarında düşüş gözlemlendi. Bu düşüşün, doğum sonrası ebeveynlik davranışlarını güçlendirdiği belirtiliyor.
Bu sürecin biyolojik tetikleyicisi ise henüz net değil. Uzmanlar, psikolojik hazırlık ya da partnerden alınan kimyasal sinyallerin rol oynayabileceğini düşünüyor.
“Aşk hormonu” babalarda da artıyor
Araştırmalar, oksitosin hormonunun yalnızca annelerde değil babalarda da yükseldiğini ortaya koyuyor. Bebekle temas, oyun ve fiziksel yakınlık, babalarda oksitosin artışını tetikliyor. Bu hormon, bağ kurmayı güçlendirirken babaların çocuklarına daha duyarlı davranmasını sağlıyor.
Deneysel çalışmalarda, oksitosin verilen babaların bebekleriyle daha fazla etkileşime girdiği ve daha dikkatli davrandığı gözlemlendi.
Beyin yapısı değişiyor
Klinik psikolog Darby Saxbe tarafından yürütülen çalışmalar, babalığın beyin üzerinde de etkili olduğunu ortaya koyuyor. İlk kez baba olan erkeklerin beyinlerinde, çocuk doğmadan önce ve sonra yapısal değişimler tespit edildi.
Araştırmacılar bu süreci “ikinci bir ergenlik” olarak tanımlıyor. Beyin, yeni sorumluluklara uyum sağlamak için yeniden şekilleniyor. Çocuğuyla daha güçlü bağ kuran ve bakımda daha aktif olan babalarda bu değişimin daha belirgin olduğu belirtiliyor.
Aktif babalık çocuk ve anne sağlığını da etkiliyor
Bilimsel veriler, aktif babalığın yalnızca babaları değil, tüm aileyi etkilediğini gösteriyor. Araştırmalara göre, bakım sürecine daha fazla katılan babaların partnerlerinde daha iyi ruh sağlığı gözlemleniyor.
2026’da yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışmada ise ilgili babaların çocuklarının kalp sağlığının daha iyi olduğu tespit edildi. Aynı etkinin annelerin davranışlarıyla görülmemesi dikkat çekti.
Uzmanlardan politika çağrısı: “Babalar sürece erken dahil edilmeli”
Uzmanlar, bu bulguların aile politikalarını yeniden şekillendirmesi gerektiğini vurguluyor. Babalık izni, doğum öncesi süreçlere katılım ve erken temasın teşvik edilmesi, baba-çocuk bağını güçlendiriyor.
Araştırmalara göre babalık, “kullan ya da kaybet” prensibiyle işliyor: Erkekler ne kadar aktif rol alırsa, biyolojik dönüşüm o kadar derinleşiyor.
Kaynak: https://gazeteoksijen.com/saglik/baba-olmak-erkeklerin-zihnini-ve-bedenini-nasil-degistiriyor-272918
21.04.2026 23.47

