Türkiye, toprağın altındaki hafızayı bilimle harmanlayarak sadece kendi tarihini değil, insanlığın ortak mirasını yeniden inşa ediyor. Yıllık yaklaşık 800’e ulaşan rekor sayıda kazı ve yüzey araştırmasıyla arkeolojiyi bir milli politika haline getiren Türkiye, geçmişin sessiz tanıklarını bugünün evrensel bilgisine dönüştürüyor. Arkeoloji çalışmalarında dünya lideri olan Türkiye; turizmden, istihdam oranının artmasına kadar pek çok kalemde yüksek kazançlar elde ediyor.
Anadolu topraklarının altından gün yüzüne çıkarılan her buluntu, tarih anlayışına yeni bir bakış açısı kazandırmasının yanı sıra, Türkiye’nin dünyaya ilan ettiği bir kültürel gövde gösterisi haline geldi. Zira; Türkiye, arkeolojiyi tozlu raflardan ve dar akademik çevrelerden çıkarıp, tam teşekküllü bir milli politika haline getirmiş durumda.
MİLLİ BİR POLİTİKA HALİNE GELDİ
Tarih boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyayı, sadece yurt olarak görmekle yetinmeyen Türkiye, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çalışmaları sonucu son yıllarda yürüttüğü sistemli kazı stratejileriyle insanlık tarihini yeniden yazdıran buluntularla arkeolojide dünya liderliğine yükseldi. Son veriler, Türkiye’nin arkeolojiyi bir milli politika haline getirdiğini ve sahada en aktif ülke konumuna yükseldiğini gösterdi. Öyle ki, Türkiye arkeoloji biliminde küresel bir otorite haline geldi. Kazı çalışmalarının, 657’ye yükselmesiyle yeni bir tarihi rekora imza atılırken Türkiye, dünyanın en büyük arkeoloji laboratuvarına dönüştü. Yüzey araştırmalarıyla birlikte çalışma sayısı, yaklaşık 800’e ulaştı.
HER KAZI, HER BULUNTU HEDEFE YAKLAŞTIRIYOR
Kazı sayılarındaki artış, Türkiye’yi arkeolojik turizmde ve dünya miras listelerinde en üst sıraya yerleştirme hedefinin en güçlü dayanağı. Dünya genelinde arkeolojik faaliyetlerin yoğunlaştığı İtalya, Yunanistan ve Mısır gibi ülkelerle kıyaslandığında Türkiye, tek bir sezonda yürütülen aktif kazı sayısı bakımından zirvede bulunuyor.
Akdeniz çanağındaki rakipler, kazı çalışmaları, yıllık 200 – 500 bandında kalırken, Türkiye’nin kazı sayısı, arkeolojiyi bir milli strateji olarak konumlandırmasının göstergesi oldu.
ARTIK HİKÂYEYİ BİZ YAZIYORUZ
Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran en keskin farklardan birinin, kazıların yönetimindeki yerelleşme oranı olduğu görülüyor. Türk bilim heyetlerinin yönettiği kazı sayısı; 184’e ulaşırken, buna karşın yabancı heyetlerin yönettiği kazı sayısı 29 olarak gerçekleşti. Bu tablo, Türk akademisinin ve arkeologlarının sahada kurduğu mutlak hâkimiyeti simgeliyor.
Eskiden arkeoloji denince akla; Batılı üniversitelerin fonladığı, yabancı heyetlerin yönettiği ve bizim sadece ev sahipliği yaptığımız bir tablo gelirdi. Artık hikâyeyi başkalarından dinlemiyoruz; hikâyeyi biz yazıyoruz.
https://www.haberturk.com/turkiye-arkeolojik-kazilarda-dunya-lideri-3867561
10.03.2026—00.42

