
Mavi gökyüzü çoğumuz için sıradan ve değişmez bir gerçek gibi görünüyor. Ancak bilim insanlarına göre gökyüzünün rengi Dünya’nın uzun tarihi boyunca değişmiş olabilir ve gelecekte yeniden değişme ihtimali de bulunuyor.
İngiltere’deki Greenwich Kraliyet Gözlemevi’nden iletişim sorumlusu Finn Burridge, gökyüzünün gün içinde mavi görünmesini sağlayan iki temel faktör olduğunu söylüyor.
“Birincisi Güneş” diyor Burridge. Güneş’ten gelen ışık aslında beyazdır ve gökkuşağındaki tüm renkleri içerir: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ve mavi.
İkinci faktör ise Dünya’nın atmosferinin yapısıdır. Atmosferde azot ve oksijen başta olmak üzere çok sayıda küçük gaz molekülü ve su buharı bulunur. Bu küçük parçacıklar, Güneş’ten gelen ışığı farklı yönlere saçar.
Mavi ışık, diğer renklere göre daha kısa dalga boyuna sahiptir ve bu nedenle daha fazla saçılır. Gökyüzünün mavi görünmesinin nedeni de budur. Bu fiziksel süreç, 1870’lerde teoriyi geliştiren İngiliz fizikçi Lord Rayleigh’in adıyla “Rayleigh saçılması” olarak bilinir.
Gün doğumu ve gün batımında ise Güneş ufka daha yakın olduğu için ışık atmosferde daha uzun bir yol kat eder. Bu sırada mavi ışık büyük ölçüde dağılır; daha az dağılan kırmızı ve turuncu tonları gözümüze ulaşır ve gökyüzü kızıl renklere bürünür.
Diğer gezegenlerde durum farklı
Burridge’e göre Dünya’nın parlak mavi gökyüzü Güneş Sistemi’nde benzersizdir. Örneğin, Güneş’e Dünya’dan çok daha uzak olan Jüpiter, bizim aldığımız güneş ışığının yalnızca yaklaşık yüzde 4’ünü alır. Bu nedenle Dünya’daki kadar güçlü ve canlı bir mavi gökyüzü oluşmaz.
Mars’ta ise durum tamamen farklıdır. İnce bir atmosfere sahip olan Mars’ta Rayleigh saçılması çok sınırlıdır. Bunun yerine atmosferdeki, Dünya’daki azot ve oksijen moleküllerinden daha büyük olan toz parçacıkları ışığı farklı biçimde dağıtır ve gökyüzünün rengi değişik tonlarda görülebilir.
Gökyüzü hep mavi miydi?
Bugün alıştığımız mavi gökyüzü, Dünya’nın 4,5 milyar yıllık tarihinde nispeten yeni bir gelişme olarak kabul ediliyor.
Gezegen ilk oluştuğunda yüzeyi büyük ölçüde erimiş haldeydi. Soğuma sürecinde atmosfer; volkanik patlamalar ve jeolojik faaliyetler sonucu ortaya çıkan gazlardan oluşuyordu. Karbondioksit ve nitrojen baskındı; metan bulunuyordu ancak oksijen neredeyse yoktu.
Zamanla yaşamın ortaya çıkmasıyla birlikte atmosfere büyük miktarda metan eklendi. Yaklaşık 2,4 milyar yıl önce ise siyanobakterilerin fotosentez yapmaya başlamasıyla “Büyük Oksidasyon Olayı” yaşandı. Bu süreçte atmosfere önemli miktarda oksijen salındı ve zamanla metan yoğunluğu azaldı. Atmosferin bugünkü yapısına yaklaşmasıyla gökyüzü de mavi rengini aldı.
Volkanlar, toz ve iklim etkisi
Tarih boyunca büyük volkanik patlamalar gökyüzünün rengini geçici olarak değiştirdi. Örneğin, 1883’te Endonezya’daki Krakatoa Yanardağı’nın patlamasından sonra atmosferdeki sülfat ve kül parçacıkları nedeniyle olağanüstü kırmızı gün batımları, hatta yeşil gün batımları ve mavi Ay gözlemlendi.
İngiltere’deki Reading Üniversitesi’nden meteoroloji uzmanı Dr. Claire Ryder, atmosferdeki aerosol parçacıklarının boyutunun renk üzerinde belirleyici olduğunu söylüyor. Parçacıklar benzer boyuttaysa özellikle gün batımında çok güçlü renk etkileri oluşabiliyor. Farklı boyutlardaki parçacıklar ise farklı dalga boylarıyla etkileşime girerek daha karmaşık renk karışımları yaratıyor. Bu durum bazen beyazımsı ya da kahverengimsi bir pus görünümüne yol açabiliyor.
Ryder’a göre iklim değişikliği de gelecekte gökyüzünün tonlarını etkileyebilir. Artan sıcaklıklarla birlikte atmosfere daha fazla su buharı karışması, aerosol parçacıklarının şişmesine ve ışığın daha farklı saçılmasına neden olabilir. Bu da gökyüzünde daha beyazımsı bir görünüm oluşturabilir.
Gökyüzü daima mavi kalacak mı?
Bilim insanlarına göre kısa vadede Dünya’nın mavi gökyüzü ortadan kaybolacak gibi görünmüyor. Kirlilik, orman yangınları, volkanik patlamalar ve toz fırtınaları gökyüzünün rengini geçici olarak değiştirebilse de, bu etkiler genellikle kısa süreli oluyor.
Ancak Dünya’nın uzun jeolojik tarihinde olduğu gibi, atmosferin bileşimi değişirse gökyüzünün rengi de bir gün yeniden değişebilir.

Burridge’e göre yaklaşık bir milyar yıl sonra Güneş, bugünkünden yaklaşık yüzde 10 daha fazla ışık yayacak.

Bu artış Dünya’nın daha fazla ısınmasına yol açacak. Artan sıcaklık atmosferdeki karbondioksitin azalmasına neden olurken, süreç sonunda okyanusların kaynamaya başlamasına kadar ilerleyebilir.
Burridge, bu aşamada atmosfere büyük miktarda oksijen salınabileceğini ve bunun gökyüzünü kısa bir süreliğine daha yoğun bir mavi tona dönüştürebileceğini ifade ediyor.
Ancak oksijenin azalmasıyla birlikte tablo tamamen değişebilir. Burridge, atmosferin zamanla “beyazımsı, sarı tonlarında, aşırı sıcak ve Venüs benzeri” bir yapıya dönüşebileceğini söylüyor.
Daha da ileri bir senaryoda, yaklaşık beş milyar yıl sonra Güneş’in yakıtı tükenmeye başlayacak ve bir kırmızı deve dönüşecek. Bu aşamada Dünya için koşullar tamamen değişecek.
“Dünya’nın süresi dolduğunda, ilk kaybedeceğimiz unsur Güneş’ten gelen mavi ışık olacak” diyen Burridge, Güneş’in giderek daha kırmızı ve dev bir yıldıza dönüşmesiyle birlikte Dünya atmosferinin de yoğun kırmızı tonlara bürüneceğini belirtiyor.
Ancak Burridge’e göre o dönemde Dünya’da yaşam kalmayacak. “Umarım insanlar o zamana kadar başka yıldız sistemlerine giderek mavi bir gökyüzünü yeniden bulmuş olurlar” ifadelerini kullanıyor.
https://www.cumhuriyet.com.tr/bilim-teknoloji/gokyuzu-daima-mavi-kalacak-mi-2481145
23.02.2026—02.01
