Turizmci Recep Yavuz, ABD–İsrail–İran hattında yaşanan savaşın yalnızca bölgesel değil, küresel turizm dengelerini de derinden sarstığını belirterek, 2026 sezonu öncesi sektörün ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Turizmci Recep Yavuz’un değerlendirmelerine göre, özellikle Dubai ve Doha gibi uluslararası uçuşların merkezi konumundaki hava hub’larının saldırılara maruz kalması, Asya ile Avrupa arasındaki hava köprülerinden birinin fiilen kopmasına neden oldu. Avrupa ülkelerinin Körfez’e yönelik seyahat kısıtlamaları getirmesi ise kış turizminin önemli destinasyonlarında adeta frene basılmasına yol açtı.
Bugün tur operatörleri, bölgede bulunan on binlerce turisti ülkelerine geri döndürmek için yoğun bir operasyon yürütüyor.
Rezervasyonlar %50’ye kadar geriledi
Pandeminin etkilerini henüz tam olarak atlatamayan turizm sektörünün yeni bir krizle karşı karşıya olduğunu belirten Yavuz, sektörün önündeki en büyük iki riskin savaşın devam etmesi ve artan yakıt fiyatları olduğunu ifade etti.
Sektörden aldığı verilere göre, yeni rezervasyonlarda geçen yıla kıyasla %30 ila %50 arasında düşüş yaşanıyor. Büyük çaplı iptaller henüz sınırlı olsa da, talepteki ciddi yavaşlama dikkat çekiyor.
Yavuz’a göre artık turistler “savaş bizim bölgemizde değil” yaklaşımını terk etti. Özellikle Dubai gibi güvenli kabul edilen destinasyonlarda havalimanlarının kapanması ve turistlerin otellerinden çıkamaması, küresel ölçekte ciddi bir “uçuş korkusu” yarattı.
Türkiye’ye yönelik algı da etkileniyor
Türkiye’nin süreci dengeli yürütmesine rağmen hava sahasında düşürülen füzelerin uluslararası basında geniş yer bulmasının algıyı olumsuz etkileyebileceğini belirten Yavuz, bunun ilk etkilerinin rezervasyonlarda yavaşlama ve kısmi iptallerle hissedilmeye başlandığını söyledi.
Yaz sezonu rezervasyonlarının yoğunlaştığı bu dönemde yaşanan bu gelişmeler, sektör açısından kritik bir risk oluşturuyor.
Nevruz ve Paskalya alarm veriyor
Yavuz’a göre savaşın ilk etkisi Mart ayındaki Nevruz döneminde hissedilecek. İran pazarına bağlı bu dönemin büyük ölçüde kaybedildiğini ifade eden Yavuz, geçen yıl sadece Nevruz döneminde Antalya’ya yaklaşık 15 bin İranlı turist geldiğini hatırlattı.
Nevruz’un ardından gelen ve Avrupa pazarı için kritik öneme sahip Paskalya döneminde de ciddi bir yavaşlama bekleniyor. Almanya, İngiltere, Polonya ve Hollanda gibi güçlü pazarlardan gelen talepte düşüş öngörülüyor.
Bu dönemde Antalya’ya normalde 500 binin üzerinde turist geldiğini belirten Yavuz, Paskalya’nın sezonun psikolojik başlangıcı olduğunu vurguladı.
Gözler Rus pazarında, umut Mayıs’ta
Paskalya sonrası dönemde sektörün odağının Rus turistlere kayacağını belirten Yavuz, mevcut şartlarda Rus pazarının savaştan daha az etkilenmesinin beklendiğini ifade etti. Sezonun gerçek başlangıcının Mayıs ayında Rus turist akışıyla gerçekleşebileceğini söyledi.
Ancak Haziran–Temmuz dönemindeki Dünya Futbol Şampiyonası ve artan tatil maliyetleri de talebi sınırlayabilecek unsurlar arasında yer alıyor.
Fiyat değil, güvenlik belirleyici olacak
Yavuz, 2026 sezonunda turist tercihlerini belirleyen en önemli unsurun fiyat değil güvenlik olacağını vurguladı. Bu süreçte İspanya ve İtalya gibi Batı Akdeniz destinasyonlarının öne çıkabileceğini, Portekiz ve Yunanistan’ın da alternatif olarak talep görebileceğini ifade etti.
Öte yandan Dubai ve Orta Doğu’ya gidemeyen turistlerin otomatik olarak Türkiye’yi tercih edeceği yönündeki beklentilerin gerçekçi olmadığını da sözlerine ekledi.
Sektör zorlu bir virajda
Turizmci Recep Yavuz’a göre sektör, geçmiş krizlerden edindiği deneyimle süreci yönetmeye çalışsa da, 2026 sezonu beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesi gerekebilir. Bu süreçte iç pazarın yeniden önem kazanabileceği de değerlendiriliyor.
“Turizm sektörü, fiyatın değil güvenliğin belirleyici olduğu bir sezona doğru ilerliyor. Zorlu bir dönemin eşiğindeyiz” diyen Yavuz, sektörün temkinli ancak hazırlıklı olması gerektiğinin altını çizdi.
21.03.2026—17.30

